Gezegen ile Özgüveni birlikte kurtarmak…

“Sağcıyım”, “solcuyum”, “sosyalistim” ya da “liberalim” gibi ifadelerin bundan 50 yıl önce taşıdığı anlam ile bugün ifade ettiği şey arasında dağlar kadar fark var. İdeolojinin bir inanıştan çok bir yaşam biçimi vadetmesi gerektiğini hep söylerim. Peki bugün bu kavramlar bize gerçekten yeni bir yaşam biçimi öneriyor mu? Açıkçası hayır. Ekonomi temelli bu düşünce kalıpları ne yeni bir hayat tarzı ortaya koyabiliyor ne de günümüzün temel sorunlarına güçlü çözümler sunabiliyor.
Oysa ideoloji, hem bir yaşam biçimi vadetmeli hem de var olan bir soruna çözüm üretmelidir. Bugünün en büyük sorunu ise tartışmasız biçimde gezegenin yine bizler tarafından hoyratça tüketilmesi. İklim krizi, çevresel yıkım, kaynakların tükenişi… Eğer bu sorunları azaltmak istiyorsak, yeni bir yaşam tarzını benimsemek zorundayız. Bu nedenle bana göre günümüzün içi en dolu ideolojik yaklaşımı çevreciliktir. “Ne sağcıyım ne solcuyum, ben çevreciyim” diyenlerin sayısının artması tesadüf değil.
Neden bunları söylüyorum?
Cumartesi Sevgililer Günü’ydü. Acapulco’da, daha önce “Keşke bu kadınlar ülkeyi yönetse” dediğim GİKAD’ın bir basın toplantısına katıldım.
GİKAD’ın başlattığı ve çevre profesörü Şerife Gündüz’ün yürüttüğü “Yeşil Okullar Projesi”, okullarda çevre bilinci oluşturmayı ve bunu kalıcı bir yaşam biçimine dönüştürmeyi hedefliyor. Belirlenen çevre standartlarını yerine getiren okullar “Yeşil Okul” statüsü kazanıyor. Süreç bununla bitmiyor; her yıl yeni hedeflerle çıta yükseliyor, bilinç derinleşiyor, standart gelişiyor. Yani bir kampanya değil, sürekliliği olan bir dönüşüm modeli kuruluyor.
Ama asıl önemli olan bir başka boyut var.
Kıbrıslı Türklerin yıllardır yaşadığı özgüven aşınması meselesi… İşte bu proje, o özgüvenin yeniden inşası açısından da kritik bir eşik. KKTC’deki okulların yaklaşık yüzde 50’sinin Yeşil Okul olmak için sürece dahil olduğunu öğrendim. Daha da önemlisi, Türkiye’de çok sayıda okulun bu topraklarda oluşturulan standartlara uyum sağlamak için çalışmaya başlaması ve yaklaşık 20 okulun bu standardı benimseyip başarıyla uygulaması.
Yani ilk kez bir standart bizden çıkıyor ve dışarıya doğru yayılıyor.
Projenin aldığı uluslararası Küresel Savunuculuk Ödülü ise cabası.
Belki de yeni ideoloji budur:
Kendi gezegenini korurken kendi özgüvenini de yeniden inşa etmek.




























