Rasıh Reşat: Önemli ama sihirli değil…

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in adaya gelişi son derece önemlidir.
Bunu önemsizleştirmeye çalışanları ya da mantık sınırlarını zorlayan yorumlar yapanları çok da ciddiye almaya gerek yok. Onların ajandası başka çünkü.
Evet, önemlidir. Ama sihirli değildir.
Dolayısıyla Guterres'in gelişinde, havalimanında çantasından çıkaracağı sihirli değnekle taraflara dokunacağını ve bir anda bütün anlaşmazlıkların ortadan kalkacağını düşünen romantiklerin söylediklerine de fazla itibar etmemek gerekir. Bu, boş yere heyecan yaratır. O hiç sağlıklı değildir. Hatta ajandası başka olanlardan daha sağlıksızdır.
Bir BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'a gelişi yeni bir durum da değildir.
Rahmetli Şinasi Başaran yıllar önce yazmıştı. Kofi Annan, Kıbrıs'a gelip Denktaş ile Klerides'i bir akşam yemeğinde buluşturduğunda, Klerides'in temin ettiği zivaniya su gibi akmış, rahmetli Denktaş'ın da özellikle dostu Klerides çok sever diye hazırlattığı imam bayıldı ile ekmek kadayıfı sofrayı süslemişti. Gece boyunca Denktaş ile Klerides Rumca konuşmuş, kahkahalar atmışlardı. Annan ise ikisinin ne konuştuğunu anlamamış, "Madem gülüyorlar, demek ki her şey yolunda." diye sohbeti bölmemişti. Meğer Şinasi Başaran'ın anlattığına göre iki lider gece boyunca birbirlerine müstehcen fıkralar anlatarak vakit geçiriyormuş.
Ne yazık ki o kahkahalar Kıbrıs sorununu çözmeye yetmemişti. Sadece Annan’ı oyalayıp göndermeye yetti.
Sonra Ban Ki-moon geldi.
Bu kez masada Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hristofyas vardı.
İki eski "yoldaş" artık eskisi kadar yakın değildi. Hatırladığım kadarıyla ilişkileri ciddi şekilde soğumuştu. Talat, seçim öncesinde müzakerelerde kaydedilen ilerlemelerin birlikte kamuoyuna açıklanmasını istiyor, Hristofyas ise buna kesinlikle karşı çıkıyordu. Hatta Hristofyas değil Rum derin devleti bu ilişkilerin sucaklığı sabote etmişti. Ban Ki-moon'un ziyareti de o soğuk rüzgârları dağıtmaya yetmemişti.
Şimdi Antonio Guterres geliyor. Görev süresinin bitmesine altı aydan daha az bir zaman kala... Bu önemli mi? Kesinlikle önemli.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, ortaya koyduğu siyasetle hem dünyanın makul bulduğu talepleri dillendiriyor hem de çözüm vizyonuna bağlılığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye ise meseleye daha küresel bir perspektiften bakıyor ama büyük ölçüde aynı noktada duruyor.
Peki bu ziyaret tek başına bir şey ifade eder mi? Etmez.
Çünkü mesele, Genel Sekreter'in adaya gelmesi değil; tarafların gerçekten ilerlemeye hazır olup olmamasıdır. Taraflar derken de hangi tarafı kastettiğimi söylemeye gerek yok sanırım.
Bunu yıllar önce, dönemin BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Álvaro de Soto tek bir cümleyle özetlemişti. Hafızam beni yanıltmıyorsa, o basın toplantısında ben de vardım.
"Bir atı zorla suya götürebilirsiniz ama ona zorla su içiremezsiniz." Demişti Peru’lu diplomat.
Kıbrıs meselesinin belki de en doğru özeti budur.
Eğer mesele sadece Antonio Guterres'in adaya gelmesiyle çözülebilecek olsaydı, emin olun kendisi her hafta Lefkoşa'ya gelir, Kıbrıs da onlarca BM Genel Sekreteri'nin kariyerini zorlayan, itibarını zedeleyen bir dosya olmaktan çoktan çıkardı.
O nedenle bu ziyarete hak ettiği önemi verelim.
Ama ona hak etmediği anlamları da yüklemeyelim.
Benzer haberler
Haber
Erhürman: “Hristodulidis’in faaliyetleri güveni zedeliyor”
UBP İskele Belediye Meclis üyesi adayları açıklandı
Bozkurt: Ekibime çok güveniyorum
MERİTTA'DAN 2026 SEZONUNA ANLAMLI VEDA: 6 DENİZ KAPLUMBAĞASI MAVİ SULARLA BULUŞTU
MERSİNLİK KÖYÜ’NDE İÇME SUYU ALTYAPISI YENİLENDİ, SU AKIŞI BAŞLADI
Üstel: “Muhtarlara devlet katkısını asgari ücretin yüzde 95’ine yükselttik”





























