Rasıh Reşat: Aloooo merkez…!!

“Götürürler merkeze, rezil ederler herkese” diye sansürlediğim ama aslını herkesin bildiği bir laf vardır. Ama konumuzla ilgili değil. Öyle aklıma geldi merkez kelimesini kafamda çevirirken. Konu merkez siyaset.
Siyasette oy verenin son çeyrek yüzyıldır merkeze yaklaştığını hatta merkez sağ ile merkez sol arasında neredeyse fark kalmadığı bir dönemi geçirdik hep birlikte. Şimdi ise durum değişiyor sanki herkes merkeze gitmek yerine merkezden uzaklaşma yarışına giriyor.
Geçenlerde Levent Kutay, Güney Kıbrıs’taki seçim atmosferini yazmıştı ve geleneksel ana akım siyasi partilerden seçmenin uzaklaştığını, daha popülist, bir tık daha radikal siyasi oluşumlara, yeni bir şey söyleyenlere yöneldiğini anlatmıştı.
Sahi, o seçimlere de bir şey kalmadı. 24 Mayıs’ta sandığa gidip, 80 kişilik Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi’nin 56 sandalyesini dolduracaklar. 80 kişiye neden 56 kişi? Diğer 24 milletvekili ne olacak? Bu sorular ise bilmeyenler için başka bir günün yazısı olabilir.
İngiltere’deki yerel seçimleri geç saatlere kadar izledim. Sabah saatlerinde yeniden başladım ve ilk yorumlara baktım. Gelişmelere dalmışım ki sabah saatlerinde yazmaya ya da yayınlamaya alışık olduğum yazıyı geciktirdiğimi fark ettim ve oturdum klavyenin başına. Bir gözüm de İngiltere’de.
Brexit mimarı, sağcı popülist, Büyük Britanya’nın Trump versiyonu Nigel Farage liderliğindeki Reform UK, kendisinin de beklemediği bir zafer ilan edecek belli. Benzer şekilde, daha mütevazı bir biçimde soldaki versiyonu olan ve şimdiye kadar pek adı duyulmayan Yeşiller’in de önemli bir kazanım elde ettiği söyleniyor. Diğer taraftan Britanya’nın kadim üçüncü partisi Liberal Demokratlar da kazanım elde etti. Bu durumda birçok kazanım elde eden olunca, kaybeden biri ya da birileri olması gerekir, değil mi?
İşte Büyük Britanya siyasetinin iki temel direği olan İşçi Partisi ile Muhafazakâr Parti kayıplar yaşadı. Bir başka ifadeyle, ana akım ve merkezin iki yanını kontrol eden siyasi yapılara yüz yılı aşkın süredir oy veren Britanyalı seçmen merkezden uzaklaşıyor. Bu sadece merkez sağ ve merkez sol ideolojiyi terk etmekle sınırlı değil; aynı zamanda Levent’in Güney Kıbrıs’ta işaret ettiği gibi iki ana akım partiye oy verme alışkanlığını da terk ediyor.
Sanırım bizim seçimlerde de, ana akım siyasi partiler böyle giderse darbe alacak. Biri iktidarın yıpranmışlığını da eklediğimiz büyük ölçüde seçmen tarafından terk edilecek. Diğeri ancak beklediği patlamayı yapamayacak. Yeni siyasi akımlar arayışı başlayacak ya da başlıyor. Spektruma baktığımda yeni olarak öne çıkan Tam Parti var ama o da yeni olmaktan son derece uzak.
Büyük Britanya’da yaşanan, Güney Kıbrıs’ta yaşanması muhtemel olan şey, vakti saati gelince bizde de yaşanacak. Ama bizde yeni siyasi oluşum cesareti gösterebilecek birileri de yok ortalıkta.
O nedenle bizdeki ana akım siyaset bu kısa süre içerisinde söylem ve aday bakımından kendini yenileyecek ya da tarihte görülmemiş hayakırıklıkları yaşayacak.
“Alooo merkez!” diye seleneceğiz ama cevap verecek biri kalmayacak..




























