Rasıh Reşat: Bahse girerim, seçim Ocak’ta

Bir ülkede seçim tarihini belirlemenin iki yöntemi vardır: Ya anayasanın el verdiği süre sonuna kadar kullanılır ya da iktidar grubu seçim kararı alır ve bunu Meclis’te çıkaracağı bir yasayla netleştirir. Erkene almak ya da sonuna kadar gitmek bir tercih ve strateji meselesidir. İşler iyi gidiyorsa, daha fazla zaman kullanılıp popülarite artırılmak istenir. Ya da işler çok iyi gidiyordur; hazır her şey yolundayken yeniden halkın önüne çıkılır ve işler kötüye dönmeden görev süresi seçim yoluyla uzatılır.
Ya da tam tersi, işler kötüdür. Bu durumda ya olumsuzlukları unutturmak için görev süresinin sonuna kadar beklenir ya da işler daha da kötüleşmeden, “zararın neresinden dönülürse kârdır” hesabıyla erken seçime gidilir. Her senaryo birbirinden farklıdır ve her konjonktür kendi içinde değerlendirilmelidir. Bunun için sağlam bir stratejiye sahip olmak ve sürecin peşinden sürüklenen değil, yön veren taraf olmak gerekir.
Bütün bunları göz önünde bulundurduğumda, UBP-DP-YDP hükümetinin nasıl bir karar vereceğini kestirmek güç. Çünkü hükümet çok iş yaptığını söylüyor ve baktığınızda da tamamlanan çok sayıda proje görmek mümkün. Memurlar ve kamudan maaş alan kesim de mevcut durumdan oldukça memnun görünüyor. Bu şartlar altında UBP’nin kararını buna göre vermesi gerekir. Evet, hükümetin icraatlarını halka anlatmak gibi bir sorunu var. Ancak bunu da skandallar, yolsuzluk iddialarıyla mücadele ederken yaşadığı yorgunluğa ve zaten eksik olan iletişim stratejisine bağlamak mümkün.
Bütün bunları ve biraz sonra değineceğim birkaç unsuru bir araya getirdiğimde, aklımdan belirli bir seçim tarihi geçiyor.
İki seçimin bir arada yapılacağını düşünmüyorum. Öyle olsaydı, hükümet bunu da Meclis’e getirirdi. Belediye seçimlerinin tarihini geçirirken genel seçimi de aynı pakete eklerdi. Paşa paşa 6 Aralık’ta iki seçimi birden yapar, 15 bin oyu da geçersiz sayıp çöpe atardık.
Yüksek Seçim Kurulu zaten iki seçimin birlikte yapılmasının mümkün olmadığını ifade ediyor. Hatta iki seçim arasında en az iki aylık bir süre olması gerektiğini de belirtiyor.
Bu durumda akla ilk olarak iki aylık sürenin 6 Aralık’tan önce, yani Ekim ayında olması gerektiği gelir. Böylece sağ siyasetin, “Bizim seçmen yaylaya gider” endişesi de ortadan kalkmış olur.
Ama bence öyle olmayacak.
Son seçim 23 Ocak 2022’de yapılmıştı. Yani seçimin 17 ya da 24 Ocak 2027’de yapılmasının anayasal açıdan hiçbir sakıncası yok. Bu tarihler aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulu’nun “iki seçim arasında en az iki ay olmalı” görüşünü de karşılıyor.
Üstel’in süreyi sonuna kadar kullanıp işleri toparlaması, toparladıklarını anlatması ve skandalların yarattığı kara bulutları dağıtması için ihtiyaç duyduğu zaman da böylece sağlanmış olur.
Bahis sevmem ama bahis yapacak olsam, paramı 2027 Ocak ayının son iki pazarından birine yatırırım.




























