Rasıh Reşat: Berova’yı beklerken

Hükümet, Hayat Pahalılığı ödemesi düzenlemesini komiteye geri çekti. Daha önce de Yasa Gücünde Kararnameyi geri çekmişti. Bunun bir geri adım olmadığını söylüyor. Biz de söylediğini doğru kabul ediyoruz, diyelim.
Sendikalar adına açıklama yapanlar ise “halka rağmen bir şeyin yapılamayacağını” söyleyerek zafer ilan etmiyorlar, diyelim. Öyle kabul edelim.
Sendikaların ayrıca eylem meydanında, “Bu hükümet gitmeden biz buradan gitmeyeceğiz” ya da Yalınkaya’nın CTP’li vekilleri karşısına dizerek, “Bunları götüreceğiz” dediğini de ve Hayat Pahalılığı meselesini hallettikten sonra hükümetin gitmesi konusunda geri adım attığı gerçeğini de yok sayalım.
Bunca yaşanan neden yaşandı, madem geri çekilebilirdi, madem bu kadar elzem değildi, neden bu yapıldı sorusuna da ihtiyaç duymadığımızı varsayalım bir an için, isterseniz. Hatta dün 7’de 7 Dakika programında “Biz bu b*ku neden yedik ağam?” hikâyesiyle bu konuyu benzetmiş olmamın tam anlamıyla bir densizlik olduğunu da düşünelim.
Peki şimdi ne olacak?
Bir yerden petrol mü çıktı? Aniden bir icat mı yaptık da teknoloji devi ülkeleri geride bırakıp herkesin bize yönelmesini mi sağladık? Ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hükümet, bu nisan ve mayıs aylarını atlatmak için borçlanmak durumunda. Borçlanmak artık öyle kafana göre de olmuyor. Çünkü ne kamu bankaları kaldı ne de yerli özel bankalar. Hatta son borçlanma ihalesindeki, talep edilen 5 milyar TL’nin geri ödemesinin seçim sonrasına bırakıldığı gibi görünüyor.
Borçlanmak için Türkiye’deki bankalara ihtiyaç var. Halk Bankası ve Ziraat Bankası. Onun için de Türkiye’nin buna izin vermesi ya da teşvik etmesi gerekecek. Bu nedenle Özdemir Berova bugün Ankara’da. Türkiye’deki muhataplarına, “Biz elimizden geleni yaptık. Savurganlığı bıraktık. Tasarruf tedbirleri alıyoruz. Gelir getirici önlemler aldık. Şuradan ve buradan gelir bekliyoruz. O nedenle borçlanmamızı sağlayın,” diyecek.
Gözler Özdemir Berova’da. Eğer yüzü güler bir şekilde gelirse, Maliye Bakanlığı görevini KKTC standartlarında başarıyla yerine getirmiş olacak. Neydi bu, özellikle son gelişmeler sonrasında perçinleşen standartlar: “Bulacan guzzum, bulamazsan gidecen guzzum.”
Berova, yatırıma değil, reel sektöre değil, maaş ödemek adına borçlanma izni almak için Ankara’ya gitti. Güler yüzle gelirse ne âlâ. Gelmezse, o zaman “yandı gülüm keten helva.”
Şimdi herkes Özdemir Berova’yı bekliyor. Ya bir muzaffer kumandan gibi Ercan’dan adaya gelecek ya da… Ne bileyim ben işte. Olacak olan olacak.




























