Rasıh Reşat
Kıbrıs —
Rasıh Reşat'ın Haberi
Dolar —
Euro —
Sterlin —
SON DAKİKA
Rasıh Reşat: Gençler Gitmesin Diye… Hristodulidis-Erhürman görüşmesi Rum basınında Üstel: Gençlerimizin kendi topraklarında kök salmasını istiyoruz Sinem Kaşifoğlu’nun “Sessiz Pırpır”ı Miniklerle Tanıştı Bakanlar Kurulu, Merkezi Cezaevi’ndeki grevi 60 gün süreyle erteledi Üstel, yeni dönemde gençlere yönelik 10 maddelik destek paketini açıkladı İncirli: “Yeni dönemde eğitimi öğretmenlerle birlikte adım adım iyileştireceğiz” Bilim Kafe etkinliklerinin 4’üncüsü Lefkoşa’da gerçekleştirildi KTAMS Merkezi Cezaevi’nde grev başlattı Kıbrıs BM“Holguin’in 29 Ekim’de gelmesi bekleniyor… 9 Kasım’da üçlü görüşme planlandı” Bozkurt: “Bu şehrin kaderini gençlerle birlikte değiştirebiliriz” KKTC’deki Türkiye vatandaşı hastalar SGK kapsamında Romatem rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanabilecek Rahvancıoğlu: “Geçitköy’de sanayi bölgesi ve salhane planlıyoruz” Holguin’in hafta sonu adaya gelmesi bekleniyor Liderler ara bölgede buluşacak AVCIOĞLU: “YANLIŞ ANLAŞILMALARI GİDERDİK” TAHSİN TİLKİ’NİN ADI ALTINOVA’DA YAŞATILACAK Sarıçizmeli: “Sigortalara borç 12-13 milyon TL” GÖREN: “YENİ YATIRIMLAR VE YENİ İSTİHDAM OLANAKLARI YARATACAĞIZ” ARIKLI: YDP’DE MİLLETVEKİLİ ADAY LİSTESİNİ PARTİ MECLİSİ BELİRLEYECEK Rasıh Reşat: Gençler Gitmesin Diye… Hristodulidis-Erhürman görüşmesi Rum basınında Üstel: Gençlerimizin kendi topraklarında kök salmasını istiyoruz Sinem Kaşifoğlu’nun “Sessiz Pırpır”ı Miniklerle Tanıştı Bakanlar Kurulu, Merkezi Cezaevi’ndeki grevi 60 gün süreyle erteledi Üstel, yeni dönemde gençlere yönelik 10 maddelik destek paketini açıkladı İncirli: “Yeni dönemde eğitimi öğretmenlerle birlikte adım adım iyileştireceğiz” Bilim Kafe etkinliklerinin 4’üncüsü Lefkoşa’da gerçekleştirildi KTAMS Merkezi Cezaevi’nde grev başlattı Kıbrıs BM“Holguin’in 29 Ekim’de gelmesi bekleniyor… 9 Kasım’da üçlü görüşme planlandı” Bozkurt: “Bu şehrin kaderini gençlerle birlikte değiştirebiliriz” KKTC’deki Türkiye vatandaşı hastalar SGK kapsamında Romatem rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanabilecek Rahvancıoğlu: “Geçitköy’de sanayi bölgesi ve salhane planlıyoruz” Holguin’in hafta sonu adaya gelmesi bekleniyor Liderler ara bölgede buluşacak AVCIOĞLU: “YANLIŞ ANLAŞILMALARI GİDERDİK” TAHSİN TİLKİ’NİN ADI ALTINOVA’DA YAŞATILACAK Sarıçizmeli: “Sigortalara borç 12-13 milyon TL” GÖREN: “YENİ YATIRIMLAR VE YENİ İSTİHDAM OLANAKLARI YARATACAĞIZ” ARIKLI: YDP’DE MİLLETVEKİLİ ADAY LİSTESİNİ PARTİ MECLİSİ BELİRLEYECEK
Dolar —
Euro —
Sterlin —
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Rasıh Reşat: Bugün canım yazı yazmak istemiyor

Paylaş
Facebook X LinkedIn
Reklam
Rasıh Reşat: Bugün canım yazı yazmak istemiyor
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

 

“Bugün canım yazı yazmak istemiyor.”
1960 yılında üniversite öğrencisi Turan Emeksiz’in öldürülmesinin ardından Çetin Altan’ın gazetesine gönderdiği yazının başlığı buydu. Hatta yazı da bundan ibaretti.
Benim de bugün canım yazı yazmak istemiyor.
Dün de istemedi. Hatta konuşmak bile istemedim.
Zaten ağzı olan konuşuyor, eline telefon alan yazıyor. Herkesin söyleyecek bir sözü, gösterecek bir sorumlu, verecek bir dersi var. Bana ne hacet diye düşünüp vazgeçiyorum.
Çünkü daha insanların çocukları, eşleri, kardeşleri aranırken bu felaketi siyasi malzemeye dönüştürenler enformasyon alanını çoktan doldurdular. Her felaketten sonra olduğu gibi uzmanlarımız türedi, sorumlularımız bulundu, istifalar istendi, kelleler talep edildi.
Elbette sorumlular bulunmalı. Elbette ihmal varsa hesabı sorulmalı.
Elbette görevini yapmayan, yapamayan, yetkisini kötü kullanan kim varsa hukuk önünde karşılığını görmeli.
Ama sanki şu ya da bu kişi istifa ettiğinde mesele çözülecekmiş gibi davranıyoruz.
Sanki bu deniz felaketi yaşanmasaydı her şeyimiz tamamdı. Değildi efendim.
Hiçbir şeyimiz tamam değildi.
Bu felaket, yolunda giden bir ülkenin başına gelen münferit bir talihsizlik değil. Ara ara farklı yerlerinden patlak veren, bize aslında nasıl bir standartta yaşadığımızı hatırlatan büyük bir vasatlığın son tezahürü.
Sorumlular kim diye soruyoruz ya…
Gerçekten liste yapacaksak arşivleri açmamız gerekir. Bu ülkenin tarihinde imza atmaya, karar vermeye, atama yapmaya, denetlemeye, izin vermeye, görmezden gelmeye yetkili olmuş kim varsa belki isimlerini alt alta yazmamız gerekir.
Ama yetmez.
“İdare edelim” diyenleri ne yapacağız? “Neme lazım” diyenleri?
“Ben partiliyim, benim de hakkım” diyenleri?
“Bu bizim delegedir, biraz ayrıcalığı olsun” diye düşünenleri?
İşi ehline değil tanıdığına vereni, liyakati küçümseyeni, kuralı kendisi için esnetmeyi marifet sayanı, denetimi düşmanlık kabul edeni, eleştiriyi kişisel saldırı göreni ne yapacağız?
Onların isimlerini hangi listeye yazacağız?
Bir anne çocuğunu arıyor. Bir baba çocuğunu ve eşini bekliyor. Bir başkası iki kardeşinden gelecek habere kilitlenmiş.
Biz ise yine bildiğimiz yerdeyiz: Ders verme girişimleri, siyasi çirkinliklerle dolu paylaşımlar, çaresiz siyasilerin çaresiz açıklamaları, her felakette bir anda ortaya çıkan uzmanlar ve ağızlardan köpükler saçarak istenen istifalar…
Yapmadığımız tek şey aynaya bakmak.
Çünkü aynaya bakarsak görmek istemediğimiz bir şey göreceğiz:
Kendi vasatlığımızı. 
Sanki bu ülkede her şey yolundaydı da bu deniz felaketi geldi ve güzel çalışan düzenimizi altüst etti. Uzun zamandır hiçbir şey yolunda değil.
Bu deniz kazası, vasatlığımızın, hatta giderek vasat altına düşen standardımızın bir yerden patlak vermesidir.
Bugün denizden patladı. Dün başka bir yerden patlamıştı. Yarın nereden patlayacağını bilmiyoruz.
Ve her defasında birkaç isim bulup bütün günahlarımızı onların üzerine yükleyerek rahatlıyoruz. Birkaç istifa, birkaç tutuklama, birkaç sert açıklama… Sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Ta ki bir sonraki felakete kadar. O nedenle “Sorumlu kim?” diye sorulduğunda vereceğim cevap belki de kimsenin hoşuna gitmeyecek.
Hepimiz.
Çünkü bu vasatlığı yalnızca yönetenler yaratmadı. Biz de kabullendik, besledik, normalleştirdik. İşimize geldiğinde sustuk, kendi adamımıza ayrıcalık istedik, kural bize dokunduğunda esnetilmesini talep ettik.
Şimdi aynaya bakmadan konuşmak kolay.
Zor olan, o aynada kendimizi görmek.
Belki de bu yüzden bugün canım yazı yazmak istemiyor.

Benzer haberler

Haber
Rasıh Reşat: Gençler Gitmesin Diye… 2026-10-21 11:53:00 Hristodulidis-Erhürman görüşmesi Rum basınında 2026-10-21 11:34:23 Üstel: Gençlerimizin kendi topraklarında kök salmasını istiyoruz 2026-10-21 11:30:00 Sinem Kaşifoğlu’nun “Sessiz Pırpır”ı Miniklerle Tanıştı 2026-10-21 11:11:00 Bakanlar Kurulu, Merkezi Cezaevi’ndeki grevi 60 gün süreyle erteledi 2026-10-21 09:30:50 Üstel, yeni dönemde gençlere yönelik 10 maddelik destek paketini açıkladı 2026-10-21 09:28:58