Rasıh Reşat: Gazetecilik Hikayelerinden Gençlere Öğütler

Mayıs 2004’te İngiliz The Daily Mirror gazetesi İngiliz kuvvetlerinin Irak’taki esirlere eziyet ettiği, üzerlerine idrarlarını yaparak onları aşağıladığı ve işkence ettiğini gösteren fotoğraflar yayımlayıp önemli bir habere imza atmıştı. Tabii ortalık karışmıştı. Resmen savaş suçu işlenmiş ve bunu İngiliz Kraliyet Ordusu yapmış, üstüne üstlük de fotoğraflamıştı.
Hemen akabinde askeri uzmanlar devreye girdi, hükümet ve ordu resimleri incelemeye aldı ve fotoğrafların gerçeği yansıtmadığı tespit edildi. “Tabii ki öyle söyleyecekler” diyenleriniz olacaktır ama gazete de bulgulara bakarak hata yaptığını ve yanlış yönlendirildiğini anladı; “Özür dileriz, kandırıldık” diyerek yayın yaptı. O günlerdeki Genel Yayın Yönetmeni Piers Morgan görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
Benim de başıma geldi. Daha doğrusu, yönettiğim bir gazetede genç bir muhabir arkadaşımız önemli bir habere imza atmıştı. Belgeler, ifadeler doğru görünüyordu. Kontrol ettiğimizde herhangi bir sorun yoktu ve haberi yayımladık. Sonra anlaşıldı ki biz de kandırılmışız. Planlı bir şekilde önümüze sunulan bilgi ve belgelerle, Güney Kıbrıs’ta bir üniversitenin ırkçılık yaptığına ilişkin haberimiz patlamıştı. Haberi yapan arkadaşın adını şimdi yazmayayım, çünkü gazetecilikle hâlâ meşgul ve iyi işler yapıyor. Biz de “Kandırıldık, özür dileriz” diye yayın yapmak durumunda kaldık.
Neden mi bunu anlatıyorum?
Gazeteci bazen istemeden yanlış haber yapabilir. Bakın, yalan demiyorum; yanlış diyorum. Çünkü hiçbir gerçek gazetecinin bilerek, kastederek yalan haber yapmayacağını düşünürüm. En azından öyle düşünmek isterim.
O nedenle genç arkadaşların habelerini yalan değil, yanlış olarak nitelemek isterim. Arayıp bunu kendilerine söylemek isterim ama hangi birine ulaşamadım. O nedenle yazıyorum. Yazmışken de genç meslektaşlarıma öğüt olarak kayıtlara bir şey geçirmek isterim.
Gazeteci zaman zaman hata yapabilir. İnsandır. Hele hele şimdilerde, kontrol mekanizması bulunmayan tek ya da iki kişilik gazeteler çağın gerektirdiği medya türlerinden biri hâline gelmişken hata pekâlâ olabiliyor ne yazık ki.
İşte bu noktada büyük gazetecilik erdemi devreye girer ve hata yapınca özür dilemeyi bilmek gerekir. Özür dilemek, hata yaptığını kabul etmek gazetecilik kredibilitesini azaltmaz; aksine artırır.
“Yanıldık, yanıltıldık, özür dileriz” demek sizden bir şey eksiltmez. Aksine, yalan haber yapan değil, yanlış haber yapan ve bu yanlışı görüp düzelten gazeteci olursunuz. Bu da bazı meslektalarıma yapıcı eleştirim olsun.
Ha, bu arada bir gazetecilik hikâyesi daha anlatayım. 1979’da İtalyan kadın gazeteci Oriana Fallaci, İran’ın dini lideri Humeyni ile söyleşi yapıyordu. Elbette başını örtmüştü. Humeyni’ye bununla ilgili sorular yöneltince İran dini lideri, eğer istemezse başını örtmek zorunda olmadığını söyledi. İtalyan gazeteci de anında başını açtı. Beklemediği bu tepki karşısında Humeyni görüşmenin yapıldığı yeri terk etti.
Fallaci ise “Bu röportaj bitecek” diyerek İran’dan ayrılmayı reddetti ve ısrarlı bekleyişinin ardından Humeyni söyleşiyi tamamlamak üzere geri dönmek zorunda kaldı. Bu hikâye de bir haberi takip etmek konusunda gösterdikleir ısrar nedeniyle yine meslektaşlarıma bir öğüt olarak gitsin.
Benzer haberler
Haber
HASİPOĞLU: “SİGORTALAR FONU İLK KEZ BU KADAR GÜÇLÜ BİR NOKTAYA ULAŞTI”
Yılmaz: "Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür ve KKTC’nin yanındadır "
İncirli: Ekonomik dayanıklılığımızı sağlamak zorundayız
KTOEÖS, TMK’de uyarı grevi ve açıklama yaptı
Lefkoşa’da kaybolan 13 yaşındaki Münüre Aktaş aranıyor
MESARYA BELEDİYESİ, KORKUTELİ VE DÖRTYOL’DA DERE ISLAH ÇALIŞMALARINI TAMAMLADI




























