Rasıh Reşat: Mesajsız 19 Mayıs mesajları

19 Mayıs bir “ilk adım” bayramıdır. Bir ülkenin kurtuluşu için ilk adımın atıldığı gündür ve hakkıyla kutlanması gerekir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu günü, aynen 23 Nisan’ı çocuklara armağan ettiği gibi, gençliğe armağan etmiş olması da son derece önemlidir. “Gençliğe Hitabe”den bahsetmiyorum bile. Var mı başka bir liderin sadece gençler için özel olarak yaptığı ve nesilden nesile ezberlenen bir konuşması? Sanmıyorum.
İlber Ortaylı bir söyleşisinde, “Milli bayramların kutlanması karşıtlığına karşıyım” demişti. Katılıyorum. Kutlamak lazım. En doğru, en güzel mesajları vermek lazım. Hele hele bir makam işgal ediyorsanız, mesajınız son derece net, yapıcı ve içerikli olmalı.
Son birkaç gündür bakıyorum; önüme düşen siyasilerin 19 Mayıs mesajları içler acısı. Büyük çoğunluğu belli ki ilkokulda kompozisyonu fena olmayan birileri tarafından ChatGPT’nin bedava versiyonuyla hazırlanmış.
Ne bir ruh var ne de bir mesaj. “Mesajsız mesaj olur mu?” diyeceksiniz. Vallahi oluyor.
Sanırım siyasetçilerimizin çoğunluğu ya bu mesajları okumadan yayınlanmasına izin veriyor ya da kimsenin okumayacağını düşünerek sadece “bir şey çıkmış olsun” diye yayınlatıyor.
Ama benim gibiler okuyor. Anlam çıkarmaya çalışıyor. Peşin bir iyi niyetle, “Eğer birisi bir mesaj yayınlıyorsa, o mesajın içinde mutlaka bir mesaj vardır” diye bakıyor.
Yahu, Gençlik Bayramı… Gençlere bir şey söylüyorlar mı? Ben bu işe kafayı taktım çünkü.
Uzun zamandır siyasetimizin gençlerle konuşmadığını, gençleri konuşturmadığını anlatıyorum. Üstelik bu yıl 2008 doğumluların oy kullanacağına da işaret ederek.
En “gençlikçi” siyasi parti olarak görülen Cumhuriyetçi Türk Partisi’nde bile, Gençlik Bayramı arefesinde Gençlik Örgütü’nün “Gollifa’dır zere” temalı, bol keseden vatandaşlık dağıtılmasını protesto eden eylemine tanıklık ettik. Gençlik ile çocukluğun ya da sululuğun birbirine karıştırılmaması gerektiğinin en güzel örneklerinden biridir bu. “Böylesine ciddi bir konuda siz ciddi bir üslup takınmazsanız, kimsenin sizi ciddiye almasını beklemeyin” diyerek bu parantezi kapatayım.
İsim isim “şu siyasi şöyle saçmaladı, bu da böyle saçmaladı” diye yazmak isterim ama kimseyle kavga edecek ya da teessüf dinleyecek halim yok. O yüzden yazmıyorum. Ama bilsinler ki hepsini okudum ve dişlerimi gıcırdata gıcırdata bu yazıyı yazıyorum.
“Geleceği gençlere bırakmak” nedir Allah aşkına? Bugünü gençlere bıraksanız artık mesela. O hayatınız boyunca kapısından bile geçemeyeceğiniz okullardan, güncel bilgilerle donanmış şekilde, ellerinde gerçek diplomalarla çıkan gençlere bıraksanız mesela. Zaten sizin bırakacağınız enkazı kaldırmak bu gençlerin epey zamanını alacak. Zarardan dönmek de kâr değil mi?
Nesil Çalışkan 29 yaşında İngiltere Parlamentosu’nda milletvekili oldu. Şimdi 37 yaşında kabinede koltuk sahibi. O da Kıbrıslı Türk, bizimkiler de. O da İngiltere’de eğitim aldı. Çok kısa süre öncesine kadar bizim gençlerimizin çoğu da orada eğitim görüyordu. Şimdi Avrupa’nın çeşitli kentlerindeler.
Hep soruyorlar: “Siyaset düşünmez misin?” diye. Ben de aynı yanıtı veriyorum: “Yüzlerce pırıl pırıl eğitimli genç varken, siyaset beni ne yapsın?” diyorum.
Ama siyasetçilerimizin hiçbirinde, geleceği değil, bugünü gençlere devretmek konusunda ne bir niyet ne de bir düşünce var.
Sadece mesajsız 19 Mayıs mesajları.




























