Rasıh Reşat: Öğretmen Grevi Mevsimi

Kedilerin çiftleşme mevsimi vardır. Mart ayıdır. Gerçi mevsimler değişti; onlar da şimdiden başladılar.
Kuşların göç mevsimi vardır. Dikkatli gözler, geçtiğimiz haftalarda sürüler halinde adamızın üzerinden uçan kuşları görmüş, hatta sessiz bölgelerde onların seslerini duymuştur.
Şener Şen ile Cem Yılaz’ın oynayıp, Yavuz Turgul’un yönettiği Av Mevisimi diye harika bir film vardı. Konumuzla alakası yok ama bahsetmeden geçemedim.
Bir de öğretmenlerin grev mevsimi vardır.
Okulların açılmasıyla başlar, okullar kapanana kadar devam eder.
Yeni bir durum yok yani.
Kedilerin gerekçesi üremek ve çoğalmak, göçmen kuşların gerekçesi daha sıcak bölgelere gitmektir. Öğretmenlerinkini ise artık hepimiz biliyoruz.
Ya birileri yanlışlıkla tam gün eğitimden bahsetmiştir, ya sınıflar kalabalıktır, ya da bir öğretmen başka bir okula nakledilmiştir.
Kedilerin çiftleşmesi ya da kuşların göçü kadar sıradan, öngörülebilir ve dönemsel bir fenomen haline geldi artık öğretmen grevleri KKTC’de.
Üstelik hükümetin kim olduğu da pek fark etmez.
Ulusal Birlik Partisi hükümetlerinde biraz daha yoğun yaşanır öğretmen grevleri ama CTP’li hükümetler döneminde de öğretmen sendikalarının sık sık greve çıktığını hepimiz biliyoruz.
Şimdiki grevlerin ise bana göre başka bir anlamı var.
UBP’ye verilen mesaj şu:
“Gidecekseniz sizi biz gönderdik. Bakanınız eğitimi yönettiğini sanıyor ama aslında biz yönetiyoruz. Öyle tam gün eğitim falan da aklınızdan geçirmeyin. Özel okullar mı kapansın? Emeklilikten sonra ne yapacağız sonra?”
CTP’ye verilen mesaj ise, hayat pahalılığı eylemlerinde Mustafa Yalınkaya’nın, “Bunları götüreceğiz ama siz geldiğinizde bizim istediğimiz gibi olmazsa sizi de götürürüz” mealindeki sözlerini hatırlatıyor.
Yani:
“Gelirseniz bilin ki eğitimin ağası biziz. Aklınıza yanlış şeyler getirmeyin. Öyle tam gün eğitim, özel derslere düzenleme, öğretmenlerin çalışma sistemine müdahale falan düşünmeyin. Hele eğitimi gerçekten yeniden düzenlemeye kalkacak bir Eğitim Bakanı ya da bütçeye ve sisteme ciddi biçimde bakacak bir Maliye Bakanı hiç aklınızdan geçmesin.”
Dolayısıyla bu kez mesele klasik bir “okullar açıldı, grevler başladı” meselesi değil.
Mağusa’da başladı. Bölge bölge yayılacak. Grevler öğleden sonraları yapılacak. Seçime kadar da muhtemelen devam edecek.
Verilmek istenen mesaj açık:
“Biz siyasi parti değiliz ama seçime etki ederiz. Kim gelirse gelsin, ülkenin eğitiminde son sözü yine biz söyleriz.”
İşte asıl tartışmamız gereken de budur.
Öğretmenlerin grev hakkı değil; demokratik bir ülkede eğitim politikasını seçilmiş hükümetlerin mi, yoksa hiçbir seçimde sandığa girmeyen sendikaların mı belirleyeceğidir.
Çünkü mesele artık bir grev meselesini çoktan aşmış durumda.
Mesele, KKTC’de eğitimi kim yönetiyor? Kimin için yönetiyor? Bundan sonra kim yönetecek?
Benzer haberler
Haber
PASHA GROUP GIRNE YARI MARATONU TAMAMLANDI!
SOSYAL HİZMETLER İLE TELSİM ARASINDA İŞ BİRLİĞİ
DİNÇYÜREK’TEN UBP’NİN 51. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ MESAJI
CTP’DE ADAY BELİRLEME HEYECANI: OY VERME BAŞLADI
''HİÇBİR KIZ ÇOCUĞU HAYALLERİNDEN VAZGEÇMEK ZORUNDA KALAMSIN''
SAVAŞAN: UBP’Yİ 100. YILINA YENİ VİZYON VE YENİ PROJELERLE ULAŞTIRACAĞIZ




























