Rasıh Reşat: Seçim başladı ama henüz bitmedi

Dün iki siyasi parti, iki ayrı etkinlikle güç gösterisi yaptı. Cumhuriyetçi Türk Partisi, anketlerde önde çıkmanın verdiği özgüvenle aday sıralama oylamasını coşkuyla gerçekleştirirken Ulusal Birlik Partisi, kuruluşunun 51’inci yıldönümünü beklenenin ötesinde bir kalabalıkla kutlayarak toparlanma söylentilerinin boş olmadığını gösterdi.
Her iki etkinliğe de gittim. Gazeteci olarak havayı yerinde koklamayı, televizyon ya da telefon ekranından görülmesi mümkün olmayan ayrıntıları gözlemlemeyi severim. Bu uğurda Beşiktaş–Kocaelispor maçını izleme keyfini de feda ederek önce Atatürk Spor Salonu’ndaki CTP aday sıralama oylamasına uğradım.
CTP’deki inanmışlık insanların gözlerine yerleşmişti; bakışlarda adeta “Seçimi kazandık, bunlar formalite” diyen bir ifade vardı. Elbette özgüven iyidir, siyasette gereklidir de, ancak küçük ülkelerde seçimler fazla özgüvene pek gelmez. Sandıklar açılmadan kamuoyu yoklamalarını seçim sonucu yerine koymak, kazanılmamış bir zaferi konuşmaya başlamak tehlikelidir.
Üstelik bu kez alışılmış hesaplarla değerlendiremeyeceğimiz bir seçim var önümüzde. Mağusa ve Girne’nin milletvekili sayılarındaki değişiklik, karma oyun kaldırılması ve genel seçimlerle yerel seçimlerin aynı gün yapılacak olması, seçmen davranışından parti çalışmalarına kadar pek çok şeyi etkileyebilir. Bütün bunların sandığa nasıl yansıyacağından bu kadar eminken hangi hesaba dayandığımızı da sorgulamak gerekir. CTP’nin arkasında rüzgâr olduğu açık, fakat mesele yalnızca rüzgârın varlığı değil, o rüzgârı yelkene nasıl doldurduğunuzdur.
Salondan çıktıktan sonra Dereboyu civarında birkaç tur atıp aracımı son derece münasebetsiz bir yere park ederek UBP’nin etkinliğine geçtim. Belediye başkan ve belediye meclisi adaylarının da tanıtıldığı kutlamadaki kalabalık gerçekten dikkat çekiciydi. Açıkçası UBP’nin toparlanmakta olduğuna ben de kanaat getirdim.
Ancak seçime 54 gün kalmışken toparlanıyor olmakla, yeniden birinci parti olacak hıza ulaşmak aynı şey değildir. Bir dönem skandallarla sarsılan UBP’nin aşağıya yönelen grafiğinin yeniden yukarı döndüğü izlenimini aldım, fakat bu yükselişin onu nereye taşıyacağını söylemek için henüz erken.
Konuştuğum UBP’lilerin kalabalıktan etkilendikleri belliydi. “Birinci parti biziz” diyenler de oldu, ancak bunu kesin bir tespitten çok, gecenin coşkusuyla güçlenen bir beklenti olarak dinledim. Toparlanmanın hızlanacağına ve kalan zamanın yeteceğine inanmak istiyorlardı.
Anketler elbette önemlidir, fakat seçim süreci durağan değildir; kararsızlar karar verir, kızgınların öfkesi azalır ya da büyür, adaylar ve yerel ilişkiler tercihlere dokunur. Hele iki seçimin aynı gün yapılacağı böylesi bir ortamda, bugünkü fotoğrafın sandık gününde aynen karşımıza çıkacağını varsaymak kimseye kazandırmaz. Dün iki etkinlikte de gördüğüm coşku kıymetliydi, ancak kalabalıkların heyecanı kadar, o kalabalıklarda bulunmayan seçmenin ne düşündüğünü anlamak da gerekecek. Önümüzdeki haftalarda asıl mücadele, kendi taraftarını alkışlatmak kadar henüz kararını vermemiş insanı ikna etmek için verilecek.
Demem o ki dün gece KKTC’de seçim başladı, fakat henüz bitmiş bir seçim yok. Kimse şimdiden zafer rehavetine girmesin, kimse de ümitsizliğe kapılmasın; sandığın söyleyeceği söz hala söylenmedi.
O söz 54 gün sonra söylenecek daha.
Benzer haberler
Haber
Sosyal Hizmetler Dairesi ile Telsim arasında iş birliği
Güzelyurt ve Lefke bölgesindeki okullar öğleden sonra grevde
PASHA GROUP GIRNE YARI MARATONU TAMAMLANDI!
SOSYAL HİZMETLER İLE TELSİM ARASINDA İŞ BİRLİĞİ
DİNÇYÜREK’TEN UBP’NİN 51. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ MESAJI
CTP’DE ADAY BELİRLEME HEYECANI: OY VERME BAŞLADI




























