Rasıh Reşat: Yeni Ceyar

Daha genç bir siyasetçi iken rahmetli İrsen Küçük’e “Ceyar” derlerdi.
Dallas dizisinin bütün dünyayı kasıp kavurduğu yıllardı. Dinine göre dinlensin, Larry Hagman’ın canlandırdığı JR Ewing, entrikaları, hesapları ve rakiplerini birkaç hamle sonrasından okuyabilmesiyle televizyon tarihinin unutulmaz karakterlerinden biri olmuştu. Ewing özünde kötü bir adamdı; İrsen Küçük ise aksine, tanıyanların çok iyi bildiği gibi son derece güzel bir insandı. Dolayısıyla benzetme karakteriyle değil, siyasetteki örgütçülüğü, hesap yapabilme kabiliyeti ve siyasi kurnazlığıyla ilgiliydi.
Şimdilerde olup bitene bakarken o eski lakap aklıma geliyor.
Çünkü Ünal Üstel, siyaseten belki de kendisinin en fazla yara alması beklenen dönemin içerisinden eksilerek değil, aksine güçlenerek çıkıyor.
Girne açıklarındaki korkunç deniz faciası hükümet açısından son derece ağır bir krizdi. Böyle felaketler yalnızca ilgili bakanlığı değil, doğrudan hükümeti ve başbakanı sorgulatır. Fakat Üstel, kazanın ardından hızlı davranarak Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’yı görevden aldı.
Ardından ailelerle kurduğu temas, arama-kurtarma çalışmalarını yakından takip etmesi ve Türkiye’den daha fazla imkân sağlanması konusunda doğrudan devreye girmesi, Üstel’in siyasi barometresini gıdım gıdım yukarı taşımaya başladı.
Asıl “Ceyar” hamlesi ise kabine değişikliğinde geldi.
Arıklı’nın yerine eski Başbakan ve eski UBP Genel Başkanı Faiz Sucuoğlu’nu Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na, Olgun Amcaoğlu’nun yerine ise Hasan Taçoy’u Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na getirdi.
Şimdi biraz siyaseti bilen biri bunun yalnızca bir kabine değişikliği olmadığını da bilir.
Sucuoğlu da Taçoy da UBP içerisinde siyasi ağırlığı bulunan, geçmişte liderlik iddiası taşımış isimler. Eğer Üstel’in kafasının bir köşesinde 2027 kurultayı da varsa, bu iki ismi hükümetin dışında rakip olarak bırakmak yerine kabinenin içine almasının siyasi zeka bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bir bakıma rakiplerini tribünden sahaya çağırdı. Hem de kaptanı kendisi olduğu takıma.
Taçoy ve Sucuoğlu’nun bakanlık kabul etmesi üzerine yapılan “Neden kabul ettiniz, omurgasızlık, duruşsuzluk” türü eleştirilere ise katılmıyorum. Böylesine ağır bir felaketin ardından devlet sorumluluğu teklif edilmişse, “Ben siyasi hesap yapıyorum, gelmem” demenin de bir siyasi bedeli olurdu. Göreve talip olan siyasetçinin, zor zamanda görevden kaçmasının izahı kolay değildir.
Dönelim Üstel’e…
UBP Genel Başkanı, uzun zamandır kendisinden görmeye alışık olmadığımız ölçüde belirgin bir liderlik sergiliyor. Elbette partisinin içerisinde “Keşke bunu daha önce yapsaydı” diyen çok kişi vardır. Haklı da olabilirler.
Ama siyaset bazen geçmişte ne yapmadığınızdan çok, kriz geldiğinde ne yaptığınızla ölçülür.
CTP cephesinin de asıl rahatsızlığının burada olduğunu düşünüyorum. Bir taraftan hükümetin süreci yönetme biçiminin Üstel’e puan kazandırdığını görüyorlar, diğer taraftan böylesine hazin bir olayın doğal olarak muhalefeti güçlendirmesi gerekirken neden iktidarın, daha doğrusu Başbakan’ın önünü açtığını anlamakta zorlanıyorlar.
Aslında cevap çok karmaşık değil.
Felaket dönemlerinde toplumlar büyük siyasi nutuklardan çok güvenli bir liman arar. O limanın adı da çoğu zaman devlettir. İnsanlar kimin daha güzel konuştuğuna değil, kimin karar alabildiğine, kimin telefonu kaldırdığına, kimin gereken yere ulaştığına ve kimin sorunu çözmeye çalıştığına bakar. Ünal Üstel son günlerde tam da bunu yaptı.
Son meclis hamlesi ile yaptığı “seçim tasarımı” da “Ceyar” ünvanının kesinkes ona devrolduğunun kanıtı galiba. “Yeni Ceyarı” izlemeye devam edelim.
Benzer haberler
Haber
HASİPOĞLU: “SİGORTALAR FONU İLK KEZ BU KADAR GÜÇLÜ BİR NOKTAYA ULAŞTI”
Yılmaz: "Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür ve KKTC’nin yanındadır "
İncirli: Ekonomik dayanıklılığımızı sağlamak zorundayız
KTOEÖS, TMK’de uyarı grevi ve açıklama yaptı
Lefkoşa’da kaybolan 13 yaşındaki Münüre Aktaş aranıyor
MESARYA BELEDİYESİ, KORKUTELİ VE DÖRTYOL’DA DERE ISLAH ÇALIŞMALARINI TAMAMLADI




























