Rasıh Reşat: Kıbrıs Usulü bir Deli Adam Teorisi

Halk TV’de Mustafa Kemal Erdemol’un yazısı her zamanki gibi nefisti. Benim için herhangi bir köşe yazarı da değil üstelik. Beni köşe yazarı yapan, şimdilerde de kitap yazarı yapabilmek için vazgeçmeden uğraşan abimdir. Dolayısıyla yazılarını zaten ayrı bir dikkatle okurum.
Ama dünkü yazısı, Trump’ın son dönemde artık “deli saçması” diye nitelenen çıkışlarını Machiavelli’den Nixon’a uzanan Madman Theory üzerinden anlatması bakımından özellikle ilgimi çekti.
Özetle mesele deli olmak değil, deli olabileceğinize karşınızdakini inandırmak.
Öngörülemez olmak. Karşınızdakine, “Bu adamın ne yapacağı belli olmaz” dedirtmek.
Kemal Abi’in yazısını bitirince benim aklıma ister istemez bizim mahalle geliyor. Bu “Madman Theory” Kıbrıs’taki oyunculara uyar mıydı?
Misal, bir süredir karşımızda ilginç bir Nikos Christodoulides var.
Bir taraftan çözüm isteyen, BM parametrelerine bağlılığını tekrarlayan, Guterres’in girişimlerini destekleyen, müzakere masasına dönmek isteyen bir lider görüntüsü veriyor.
Diğer taraftan adanın güneyini giderek bölgesel askeri denklemin parçası haline getiriyor. ABD, Fransa, İsrail derken askeri işbirlikleri genişliyor, üsler modernize ediliyor; Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de giderek daha fazla askeri aktörün kullandığı bir platform görüntüsüne bürünüyor.
Bir yandan Kıbrıslı Türklere ortak bir gelecekten söz ediyor, diğer yandan mülkiyet meselesini cezai kovuşturma alanına taşıyarak kuzeyde Rum malıyla ekonomik ilişkisi bulunan insanların Güney’e geçerken tutuklanma ihtimalini siyasetin bir parçası haline getiriyor.
Son dönemlerde buna giderek dozu yükselen milliyetçi söylemler de eklendi.
Listeyi uzatabilirim.
Üstelik bu listedeki söylemlerden hangisinde neyi gerçekten yapabileceğini, ne kadar ileri gidebileceğini kestirmek de zor doğrusu.
Peki bütün bunlar gerçekten tutarsızlık mı?
Yoksa daha doğru bir ifadeyle soralım: Sadece tutarsızlık mı?
Yoksa Nikos Christodoulides de Machiavelli’nin öğrencilerinden biri mi?
Belki de çözüm isteyen makul Avrupalı lider görüntüsü ile gerektiğinde son derece sertleşebilecek, öngörülemez bir lider görüntüsünü aynı anda üretmeye çalışıyor.
Yani Kıbrıs usulü bir Madman Theory.
Olabilir.
Machiavelli’nin kastettiği, elbette bir hükümdarın gerçekten deli olması değildi. Tam tersine, zaman zaman deliymiş gibi davranmanın, beklenmedik ve ölçüsüz görünen hareketler yapmanın siyasi bakımdan son derece akıllıca olabileceğini söylüyordu. Çünkü rakibiniz sizin her durumda rasyonel davranacağınızdan ve belli sınırların dışına çıkmayacağınızdan emin olursa, hamlelerini de buna göre hesaplar. Ama ne yapacağınızı, hatta ne kadar ileri gidebileceğinizi kestiremiyorsa hesap değişir. Bugün “Madman Theory” dediğimiz yaklaşımın özü de burada yatıyor: Gerçekten deli olmak değil, rakibinizin sizin rasyonelliğinizden emin olamayacağı kadar öngörülemez görünmek.
Gelin bir de Christodoulides’in karşısına bakalım.
Orada boş bir sandalye yok elbette.
Karşısında, sessiz ve soğukkanlı görünse de son dönemde “mütekabiliyet” kelimesini özellikle kullanmaya başlayan; hiç tercih etmese de yapılanların karşılıksız kalmak zorunda olmadığını hatırlatan bir Tufan Erhürman var.
Christodoulides’in “Deli Adam Teorisi”ne uygun davranışlarının ve bölgesel askeri işbirliklerinin önemli ölçüde Türkiye’ye karşı olduğunu da bilmeyenimiz yok.
O yüzden karşısındaki diğer sandalyede oturana bakmak lazım. Ankara.
Daha doğrusu, o sandalyede bildiğiniz Erdoğan var.
Dolayısıyla evet, Madman Theory ile yol almaya çalışan bir Nikos Christodoulides olabilir.
Ama ben onun yerinde olsam bu oyunu çok da ileri götürmezdim.
Neme lazım.
Machiavelli’nin Prens’ini okuyan başkaları da olabilir.
Benzer haberler
Haber
Arıklı: “Önümüzdeki dönem Çalışma Bakanlığı’nı da talep edeceğiz”
CTP, Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği’ni ziyaret etti
Rahvancıoğlu: Mare Monte'nin halkın kullanımında kalması için bütünlüklü bir proje hazırlıyoruz
Savaşan: UBP milletvekili adaylarını 24 Ekim’de elektronik oylamayla belirleyecek
BAKANLIK: GENÇ KADININ DURUMUNU YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ
ARUCAD öğretim üyesi Uzman’ın tasarımı “Cup Design Call” kitabında yer aldı




























