Ceza Yasa Tasarısı son Hasan’ını kaybetti

Meclis gündeminde bulunan ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü açısından büyük tehlike yaratacağı öngörülen Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarısı’ndaki muğlaklıklar, bir milletvekilini daha isyan ettirdi ve yasa, ilk iki Hasan’ının yanında son Hasan’ını da kaybetti.
Bağımsız Milletvekili Hasan Tosunoğlu, dün akşam saatlerinde yaptığı ve basın örgütlerimizin dahi anlatamadığı kadar net bir sosyal medya paylaşımıyla, Ceza Yasa Tasarısı’na bu muğlaklıkları varken oy vermesinin mümkün olmadığını söyledi. Ve çok daha önemli bir ifadeyi mesajına yerleştirdi: Bu hâliyle bu yasa tasarısının ülkede “düşünce suçlusu” yaratacağını belirtti.
Elbette Hasan Küçük’ün ve Hasan Taçoy’un bu komiteden aflarını istemesi önemli ve takdire şayan. Ancak Hasan Tosunoğlu bu noktada daha da önemli. Çünkü sosyal medyada en çok saldırıya uğrayan isimlerin başında geliyor. İsim vermeyeyim ama Tosunoğlu, birçok sosyal medya fenomeni ve gazeteciden hakaret ya da iftiraya uğradığını düşünerek zem ve kadih davaları açmış ve hakkını sessiz sedasız hukuk mahkemelerinde kazanmıştır. O nedenle “son Hasan”, sanki bu yasanın tabutuna çakılan son çivi gibi.
Bu durumda Hasan Taçoy, Hasan Küçük ve komiteden istifa eden Sadık Gardiyanoğlu’ndan sonra Hasan Tosunoğlu da yasanın muğlaklıklarına “hayır” diyeceklerini deklare etmiş oldu. Dört oyun eksilmesiyle birlikte bu yasa tasarısının mevcut hâliyle geçmesi mümkün görünmüyor. Yasemin Hanım “içime sinmeyen bir şeye evet demem” demişti ama bu konuda bayrak açacağını sanmam. İzlem Gürçağ Altuğra’yı ise hesaba katmıyorum bile.
Çare; ya yasayı muğlaklıklarından kurtarıp kesin çizgilerle neyin ne olduğunu netleştirmek ya da tasarıyı geri çekmek.
Daha önce de ifade ettiğim gibi ben yasaya karşı değilim. Ancak “don lastiği gibi nereye çekersen oraya gidecek” bir tanımlamayla hakaretin yoruma açık bırakılmasını son derece tehlikeli buluyorum.
Bir de şöyle düşünelim isterseniz: UBP’liler çok uzun süre iktidarda kaldıkları için birçok eleştiriye karşı bağışıklık kazanmış durumdalar. YDP’liler ise zaten pek umursamıyor. Hatta YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, zaman zaman yazdığı karşı yorumlarla bu yasa tasarısını ihlal bile edebilir.
Peki yarın öbür gün bir CTP iktidarında ne olacak? Onlar çok daha hassas, çok daha kırılgan, çok daha eleştiriye kapalı. Siz UBP’liler, 20 bin üyenizi CTP iktidarını halk nezdinde tiksintiye neden olacak şekilde nasıl kontrol altında tutacaksınız? Nasıl UBP’li sosyal medya kullanıcılarını yargılanmaktan ve hapis cezalarından koruyacaksınız? Bilmeyenler için söyleyeyim: Yasada “tiksintiye neden olmak” gibi son derece sorunlu bir ifade var — eğer çıkarılmadıysa.
Diyeceğim şu: Bu yasa ya siyasi bir silaha dönüşecek ve sonunda herkes ya hapse girecek ya da susacak.
Neticede yasa tasarısı son Hasan’ını kaybetti.
Veleddalin Amin





























