Rasıh Reşat: Sarayönü’nden bakmaya devam edenler…

Kıbrıs sorununa bir zamanlar Sarayönü’nden bakmak son derece doğal, hatta gerekliydi. Çünkü Türkiye uzun yıllar boyunca "Bizim Kıbrıs diye bir sorunumuz yok" yaklaşımını benimsiyor, meseleyi daha çok adadaki tarafların meselesi olarak görüyordu.
Bugün ise tablo değişti.
Önceki gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, "Avrupa Birliği ülkeleriyle ikili ilişkilerimiz son derece iyi; ancak AB ile kurumsal ilişkilerimiz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin çıkardığı sorunlar nedeniyle arzu ettiğimiz noktada değil" anlamına gelen açıklaması bile bunun en açık göstergelerinden biridir. Türkiye artık "Evet, Kıbrıs diye bir sorunumuz var" noktasındadır.
Hemen itiraz etmeye hazırlananlar için söyleyeyim: Buradan "Türkiye Kıbrıs sorununu çözemezse batar, mahvolur" gibi bir sonuç çıkarmıyorum. Aynı şekilde, Rum yönetiminin uygun gördüğü gazetelere sızdırılan ve ince provokatif ayarlarla servis edilen bazı metinleri okuyup histeri krizine girenler de rahat olsun. Türkiye bizi satmayacaktır. Buna inanmıyorum.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti, yarım bin yılı aşan devlet ve dış politika tecrübesiyle hareket eden bir ülkedir. Dün Rum tarafının kurduğu oyunlara nasıl düşmediyse, bugün de şekillenmekte olan yeni dünya düzeninde kendisine en güçlü ve en avantajlı yeri arayacaktır. Devlet aklı zaten bunu gerektirir.
Hakan Fidan'ın açıklamalarını dikkatle dinlediğinizde bunu görmek mümkün. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yaklaşık 250 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bunun iki, hatta üç katına çıkma potansiyeli bulunuyor. Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konuşuluyor. Teknik ayrıntılar var elbette ama bunun yalnızca Türkiye'nin değil, Avrupa Birliği'nin de çıkarına olduğu açık.
Ne Türkiye ne de Avrupa Birliği, bir avuç Rum siyasetçinin kaprisleri yüzünden bu ekonomik ve stratejik fırsatlardan sonsuza kadar vazgeçmeyecektir.
Burada bir parantez açayım.
Hristodulidis'i küçümsediğimi kimse düşünmesin. Tam tersine, son derece etkin ve dikkat edilmesi gereken bir diplomattır. Bunu defalarca kanıtladı. Milliyetçi söylemi sadece bayrak sallamak için kullanmıyor; attığı her adımın altını diplomatik hamlelerle dolduruyor. Bizde zaman zaman gördüğümüz, içi boş slogan siyasetinden farklı bir yöntem izliyor. Bu nedenle hafife alınmaması gerekir.
Bir de SAFE meselesine bakalım.
SAFE, yüz milyarlarca avroluk yeni bir Avrupa savunma sanayi pazarının oluşması anlamına geliyor. Mesele sadece hangi ülkenin ne kadar fon alacağı değildir. Asıl mesele, son yıllarda büyük bir sıçrama yapan Türk savunma sanayisinin bu dev pazardan alabileceği paydır. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, daha geçen gün Oval Ofis'te NATO müttefiki ülkelerde faaliyet gösteren yaklaşık üç bin Türk şirketinden söz etmedi mi?
Parçalar artık yavaş yavaş yerine oturuyor.
KKTC'de yapılan bazı açıklamalara baktığımda ise hâlâ sığ tartışmalar görüyorum. Eski ezberlerin ve eskimiş sloganların tekrarından ibaret değerlendirmeler... Tam anlamıyla Sarayönü siyaseti.
Oysa Kıbrıs meselesi çoktan Sarayönü'nün dışına çıktı.
Bugün Türkiye'nin çıkarları var. Avrupa Birliği'nin çıkarları var. Amerika Birleşik Devletleri'nin, NATO'nun, Rusya'nın, Hindistan'ın, Çin'in hesapları var. Doğu Akdeniz enerji denklemi var. İsrail'in güvenlik hesapları var. Türk-Yunan ilişkilerinin geleceği var.
Kıbrıs artık yalnızca Kıbrıslıların meselesi değildir.
Bir başka dikkat çekici nokta ise Maria Angela Holguín'in son açıklamalarıdır. Satır araları son derece dikkatli yazılmıştı. Mevcut statükonun artık güvenliği de istikrarı da garanti etmediğini açıkça ima ediyor. Cümlelerinin içinde önemli şifreler var. Ama bunları görebilmek için gerçekten okumak ve anlamak istemek gerekiyor.
Çünkü Kıbrıs sorunu artık birkaç siyasetçinin kişisel tercihleriyle açıklanabilecek bir mesele olmaktan çıktı. Çok daha geniş bir bölgesel ve uluslararası denklem hâline geldi. Belki kapsamlı çözüm hemen bulunamayacak. Ancak çözümsüzlüğün ürettiği sorunların adım adım yönetilmesi ve aşılması gerektiği konusunda uluslararası aktörler giderek daha fazla ortaklaşıyor.
Bunu göremeyenler ise hâlâ Sarayönü'nden bakmaya devam ediyor.





























