Rasıh Reşat: Şu mülkiyet meselesi…

Geçtiğimiz günlerde, henüz yeni sayılabilecek İngilizce yorum ve analiz kanalım The RR Report'ta, Rum tarafının mülkiyet meselesinde hukuku siyasi bir silah olarak kullanma çabalarına ilişkin düşüncelerimi paylaştım. Bunun, bugünlerde her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan güven ortamını zehirlemekten başka bir işe yaramayacağını ifade ettim.
Bu kısa video birkaç açıdan oldukça faydalı oldu. En önemlisi de Kıbrıs Rum troll ağının hâlâ ne kadar organize ve aktif olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Siz bu konuları istediğiniz kadar Türkçe konuşun, pek umurlarında olmuyor. Çünkü "Nasıl olsa bunu duyacak olanlar Türkiye'dekiler" diye düşünüyorlar ve propaganda düzenlerini rahatsız etmediğiniz sürece sizinle uğraşmıyorlar.
Ancak dünyanın konuştuğu dillerden biriyle, yani İngilizce olarak; Taşınmaz Mal Komisyonu'nu, iki toplum arasında güveni zedelemeye yönelik girişimleri, çözüm isteyen tarafın çoğu zaman Türk tarafı olduğunu ve müzakere masalarını defalarca devirenin Rum liderliği olduğunu anlatmaya başladığınız anda radarlarına giriyorsunuz. Üstelik bunu sert ve kavgacı değil, makul ve barışçıl bir dille yaptığınızda adeta çileden çıkıyorlar. Sonra da mahalle kavgası üslubuyla ama oldukça iyi bir İngilizceyle hep bir ağızdan saldırıya geçiyorlar.
Ben Taşınmaz Mal Komisyonu'nun ne kadar önemli bir mekanizma olduğunu ve elimizdeki bu imkânı nasıl bu kadar kolay harcadığımızı hep sorguladım, sorgulamaya da devam edeceğim. Bu amaç için toplanan kaynakların, kamuyu gerçekten sırtında taşıyan çalışkan azınlığı tenzih ederek söylüyorum, sırf oy devşirmek amacıyla işe alınmış, sisteme yük olmaktan başka işlevi olmayan kadroları finanse etmek için kullanılmasını kabullenebilmemiz mümkün değildir.
Kurulan bütün müzakere masalarının en önemli başlıklarından biri mülkiyet değil miydi? Bu sorunun çözümü için yıllar boyunca birçok öneri geliştirildi, ayakları yere basan çeşitli modeller ortaya konuldu. Masalar dağılsa bile, Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla en azından bu başlığın zaman içinde çözülebilmesi mümkündü. Hâlâ da mümkündür.
Örneğin yönetim ve güç paylaşımı başlığını, ortada bir müzakere masası yoksa çözemezsiniz. Sonuçta tango yapmak için iki kişi gerekir. Ama mülkiyet meselesi aynı kategoride değildir. Taşınmaz Mal Komisyonu, gerekli hukuki ve teknik düzenlemeler yapıldığı takdirde, kapsamlı bir çözüm beklenmeden de bu alanda ilerleme sağlayabilecek bir mekanizmadır.
Komisyonun en önemli işlevlerinden biri de tazmin edilecek taşınmazın gerçek değerini belirleyebilmesidir. İşte tam da burası kritik noktadır. Çünkü Kuzey'de ve Güney'de bırakılan taşınmazların toplam yüzölçümünü değiştiremezsiniz. Ancak o taşınmazların ekonomik değerini adil biçimde değerlendirebilirsiniz.
Mesarya'da bırakılmış kıraç bir tarlayla, Poli'nin Hırsofu Körfezi'nde benim atalarımın geride bıraktığı denize nazır bir arazinin, sadece "bir dönüme bir dönüm" mantığıyla eşit kabul edilmesi gerçekten adil olabilir mi?
Benzer şekilde, kilise malları ile vakıf malları arasında toplu bir takas modeli üzerinde neden daha fazla çalışılmasın? Hafızam beni yanıltmıyorsa, bu konuda geçmişte Müteahhitler Birliği Başkanı'nın da dikkat çekici önerileri olmuştu.
Eminim ki yıllar içinde mülkiyet konusunda yaratıcı fikirler geliştiren pek çok insan olmuştur. Muhtemelen çeşitli çalışmalar da yapılmıştır. Rum troll ordusunun saldırılarından sonra beynimde yanan bir ampul sayesinde şimdi akıl veriyormuş gibi görünmek de istemem.
Demek istediğim çok daha basit.
Bence artık bütün taraflar bu meseleye ciddi biçimde yoğunlaşmalıdır. Kapsamlı çözüm olur ya da olmaz; bunu zaman gösterecek. Ama en azından mülkiyet meselesinde ilerleme sağlanabilirse, hem insanlar nefes alır hem de iki toplum arasında uzun zamandır kaybedilen güvenin yeniden inşası için somut bir adım atılmış olur. Asıl hedef olan KKTC ekonomisi de üzerinden kara bulutlardan birinden arınmış olur.
Bu arada The RR Report, Gazeteciler Birliği’nin 11 Temmuz Basın Günü nedeniyle verdiği ödüllerden birine layik görüldü. Ödül komitesindeki arkadaşlara, bu yüreklendirmeleri için binlerce teşekkür.





























