Zorunlu emeklilik yaşı acabaları…

Devrim Barçın’ın tepkisiyle öğrendik ki Milletvekili Sunat Atun, kamuda zorunlu emeklilik yaşının 60’tan 65’e çıkarılması için bir yasa önerisi vermiş.
Bu konu önemli ve üzerinde sanırım konuşulması gerekecek.
Kamuda, kamuyu bilen, liyakati oluşmuş kişilerin bu çağda çalışmaya takati ve yüreği olduğu hâlde “hoop, 60’a geldin, pastadaki mumları üfle ve hadi mahalleye” demenin ne kadar yerinde olduğu ile ilgili zaten soru işaretlerim vardı.
Yargıçlar ya da kamu hekimleri için 60 ile 65 yaş arası sanırım şarap gibi yıllandıkları, hizmetin en kalitelisini verebilecekleri ve insan yetiştirebilecekleri çağdır.
Keza diplomatlar…
Büyükelçilik biraz da kerli ferli olmayı gerektirmez mi?
Misal Mustafa Sofi…
Sivil Havacılık Dairesi Müdürü idi.
Ne siyaset bildi ne de parti; varsa yoksa havacılık.
Uçağın sesinden ne olduğunu anlar. 60 yaşına geldi, evine gönderdik.
Bu devlet Sofi’den beş yıl daha yararlanamaz mıydı?
Bir başka sorun daha var.
Siyaset, Kamu Hizmeti Komisyonu’na hükmedemediği için Maliye Bakanlığı yıllar yılı Amme’ye münhal için gerekli kaynağı sağlamadı; bunun yerine arka kapıdan geçici memur, işçi ya da sözleşmeli kamu personeli aldı ve kamuyu şişirdi.
Ama kamu yasası bu kişilerin üst düzey kamu görevlisi olamayacağını söylüyor.
Özelleştirme Yasası’ndan alınan KTHY, ETİ gibi kurumların eski personeli de müdür olamıyor.
Peki 60 yaşında evlerine gönderdiklerimizin yerine kim müdür olacak?
Sıkıntı büyük.
Liyakat, liyakat, liyakat diye feryat figan ediyoruz ya…
Liyakatli insanları da ceylan gibi sekebildikleri hâlde zorunlu olarak gönderiyoruz.
Bu perspektiften bakıldığında yasa önerisi bence son derece yerinde.
Ama gelin bir de başka bir perspektiften bakalım.
Bu yasa önerisi neden hükümetten gelen, üzerinde çalışılmış, paydaşlarla konuşulmuş bir metin olarak değil de bir milletvekilinin getirip üstüne üstlük ivedilik istediği bir şekilde Meclis’e geldi?
Bu böyle olunca, birkaç kişi için “kişiye özel” olduğu şüphesine de kapı aralanıyor.
Evet, yasa önerisinin gerekçesinde birçok ülkede zorunlu emeklilik yaşının 65 ile 67 arasında değiştiği, hatta bazı ülkelerde hiç zorunlu emeklilik yaşı olmadığı ifade ediliyor.
Doğru.
Ama kamuda birçok olgunun birbirine bağlı olduğu, mali yükümlülüklerin ve özel alanlardaki ihtiyaçların hesaplanmadan yapılacak bir iş değildi sanki.
Kamu maliyesine ne kadara mal olacak?
Emeklilik hakkı gelmesine rağmen sterlinin seyri ya da yeni artışın maaşına eklenmesi sonrasında emekliye ayrılmayı hesaplayanların ya da “iki ay da olsa müsteşar olayım, sonra müsteşarlıktan emekli olayım” diyerek siyasilerin etrafında dolaşanların kamuya maliyetini biliyoruz.
Bir beş yıl daha mı?
Bilemedim.
Hangi alanlarda böyle bir sorun var ki tüm kamu personelini bu 65 yaşa tabi tutacağız?
Sivil Havacılık Dairesi Müdürü kalabilirdi.
Ama Posta Dairesi’nde içeriye girip pul isteyene başını bile kaldırıp bakmayan, yüzünde dört günlük sakalı olan adam pekâlâ eve gidebilir.
Memleketin tek hematoloji uzmanı hekimi varsa, gerekirse ve istiyorsa 70’e kadar çalıştıralım diyorum.
Ama hastanede ultrason randevusunu kafasına göre veren memur mümkünse erken emekli edilsin.
Yani her memura 65’e kadar ihtiyaç yok amam bazılarına var.
O çalışma yapılmalı önce.
Demem o ki; bu iş üzerinde konuşulması, çalışılması gereken bir mesele.
Öyle aceleye gelmez.
Gelememiş zaten.





























